>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


Yıllar Sonra Nakille Gelen Mutluluk

Yıllar Sonra Nakille Gelen Mutluluk |  görsel 1
  Konya'da kronik böbrek yetmezliği nedeniyle 15 yıldır haftanın 3 günü 4'er saat diyalize giren hastaya, diyalize gireceği gün kadavradan nakil yapıldı. Murat Yılmaz'a (61) yaklaşık 20 yıl önce kronik böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. İlaç tedavisi olan Yılmaz, böbreklerinin tamamen işlevini yitirmesi üzerine diyalize girmeye başladı. Karapınar ilçesinden 15 yıldır Konya kent merkezine gelerek, haftanın 3 günü 4'er saat diyalize bağlanan Yılmaz, hayatta kalabilmek için her yeni güne umutla uyandı. Yılmaz'a, Antalya'da beyin ölümü gerçekleşen hastadan alınan böbrek, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şakir Tavlı tarafından başarılı şekilde nakledildi.   Hastanenin Organ Nakil Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şakir Tavlı, kadavradan nakil yapılan hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi. Böbreğin, yapılan tahliller sonucu Yılmaz'a daha çok uyum göstermesi üzerine nakledildiğini anlatan Tavlı, yakında hastayı taburcu edeceklerini dile getirdi.   ''HAFTADA 600 KİLOMETRE YOL GİDİP GELİYORDUM'' Üç çocuk babası Murat Yılmaz, tansiyon yüksekliği, halsizlik, baş dönmesi gibi rahatsızlıklarla gittiği hastanede böbrek hastası olduğunu öğrendiğini ifade etti. Çok zorlu günler geçirdiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:   ''Diyalize girmek için haftada 600 kilometre yol gidip geliyordum. Diyalize gireceğim gün telefon geldi. Organ nakli için hastaneye davet ettiler. Benimle birlikte çok sayıda kişi hastaneye gelmişti. Benden önce nakil sırasında 8 kişi vardı. 'Nasip kiminse ona nakledilsin' dedim. Benim nasibimmiş. Keşke bekleyen herkese nakil yapılabilmiş o...

Vücut Geliştirenler Dikkat

Vücut Geliştirenler Dikkat |  görsel 1
  Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş, "Aşırı protein tüketimi idrarla kalsiyum atımını artırarak böbreklerde taş oluşum riskini artırabilir. Böbrek ve karaciğere fazla yük bindirir ve eklemlerde gut hastalığına neden olabilir. Kas gelişimi ve gücü için aşırı protein tüketimi sağlık açısından kesinlikle önerilmez" dedi. Günlük protein gereksinimi yaşa, bazı özel durumlara ve bazı hastalık durumlarına göre değişiklik gösterir. Bazı hastalıklarda, çocuklarda, gebe ve emziklilerde ve spor yapan kişilerde protein ihtiyacı artar.   Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş, "Yetersiz protein tüketildiğinde büyüme durur ve kas dokusundan kayıplar başlayarak vücut ağırlığında azalma meydana gelir. Vücut direnci azalır, hastalıklara yakalanma riski artarak iyileşme süreci uzar. Fazla protein tüketiminde ise vücutta protein deposu olmadığı için yağa dönüşerek depo edilir. Fazla protein tüketimi idrarla kalsiyum atımını da artırarak böbreklerde taş oluşum riskini artırabilir. Böbrek ve karaciğere fazla yük bindirir, böbreğin erken yaşlanmasına, işlevinin bozulmasına neden olabilir ve eklemlerde gut hastalığına neden olabilir" şeklinde konuştu.   FAZLA PROTEİN YAĞA DÖNÜŞÜR Uzun süreli yetersiz protein alınmasıyla vücudun kendi dokularındaki proteini kullanmak zorunda kaldığını söyleyen Uzman Diyetisyen Eriş, "Bunun sonucunda büyüme yavaşlar ve durur, vücut ağırlığı azalır, halsizlik, anemi ve ödem (şişlik) oluşur. Antikor yapımı azaldığı için hastalıklara karşı direnç azalır, iyileşme geç olur. Demir, kalsiyum ve A vitamini gibi besin öğelerinin kullanımı azalır" dedi. Proteinin fazla tüketilmesi durumunda da vücutta protein deposu olmadığı için yağa dönüş...

Uykusuzluk 700 Genin İşlevini Etkiliyor

Uykusuzluk 700 Genin İşlevini Etkiliyor |  görsel 1
  Bilim adamları, uykusuzluğun insan bedeni ve sağlığı üzerinde şimdiye kadar bilinenlerin çok ötesinde bir etkiye sahip olduğunu ortaya çıkardı. "Proceedings of the National Academy of Sciences" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bir hafta boyunca günde 6 saatten az uyuyan kişilerde yüzlerce genin işlevi değişime uğruyor. Surrey Üniversitesi'nde yapılan araştırma sırasında katılımcılar iki gruba ayrıldı. Gruplardan biri bir hafta boyunca günde en az 10 saat uyurken ikinci gruptan günde 6 saatten az uyumaları istendi.   Bir hafta sonunda her iki gruptan alınan kan örnekleri karşılaştırıldığında günde 6 saatten az uyuyan katılımcılarda 700'den fazla genin işlevinde değişikler meydana geldiği belirlendi.   Araştırmayı yöneten Prof. Colin Smith, farklı genlerin işlevlerindeki değişimlerin vücut kimyasının da değişmesine yol açtığını belirtti. Bazı genlerin işlevinin gün içinde doğal olarak azalıp çoğaldığını ifade eden Prof. Smith, uykusuzluğun genlerin doğal ritmini bozarak ya çok az ya da aşırı çalışmasına neden olduğuna dikkati çekti.   Prof. Smith, kalp hastalıkları, diyabet, obezite ve beyin işlevlerinin bozulması ile ilişkilendirilen uykusuzluğun hücre yenilenmesini sekteye uğratarak en çok bağışıklık sistemini etkilediğini sözlerine ekledi.    ...

Tedavi Edilmeyen Sinüzit Gözü Vuruyor

Tedavi Edilmeyen Sinüzit Gözü Vuruyor |  görsel 1
  Antibiyotik tedavisi, sinüzit hastalığına genellikle çözüm sunsa da; hastalar zaman zaman tedavi sürecini aksatabiliyor. Bu durumda sorun kronikleşebiliyor ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Fikret İleri, şunları söyledi: "Sinüs boşluklarının çevresinde, göz ve beyin yer alıyor. Dolayısıyla sinüs enfeksiyonu çevreye yayıldığında; yüz kemiklerinde osteit denilen iltihaplanmalara, göze yayıldığında körlüğe kadar giden durumlara neden olabiliyor. Beyne yayıldığında ise menenjit ya da beyin apsesi tehlikesi oluşabiliyor."   

Süt Kütüğü Osmanlı'da Da Varmış

Süt Kütüğü  Osmanlıda Da Varmış |  görsel 1
  Anne Sütü Bankacılığı'' projesinin en önemli ayaklarından biri olan alıcı ve verici bilgilerinin nüfus kütüğüne işlenmesinin Osmanlı İmparatorluğu döneminde de uygulandığı belirlendi.   Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, ''Anne Sütü Bankacılığı'' projesinin önemli ayaklarından birini, ''süt kardeşliği'' inancı nedeniyle alıcı ve verici bilgilerinin nüfus kütüğüne işlenmesi oluşturuyor.   Bunun için Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda düzenleme yapılması ve Süt Bankası Yönetmeliği çıkarılması gerektiğini ifade eden yetkililer, benzer bir uygulamanın Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yapıldığını ve ''süt kütükleri' tutulduğunu bildirdi. Anne Sütü Bankacılığı'yla ''süt kütüğü'' uygulaması yeniden başlayacak.   Bakanlığın çalışmasına göre anne sütüne ihtiyacı olan bir bebek, sadece bir vericiden süt alabilecek. Bu da her iki ailenin kütüklerine işlenecek. ''Süt anneler'', muhafaza sorunu olmadığı için sütü çok olanlardan seçilecek. Süte ihtiyacı olan bebeklere ve ne kadar süreyle bu şekilde besleneceklerine hekimleri karar verecek.     AA    ...

Sosyal Medya Kilo Yapıyor

Sosyal Medya Kilo Yapıyor |  görsel 1
  Facebook, Twitter, Instagram ve Pinterest gibi dünyaca popüler fotoğraf paylaşım platformları, sosyal medya kullanıcılarının abur cubur tüketimine olan eğilimini artırıyor. Sosyal medyanın ve paylaşım ağlarının ortaya çıkışı ve her geçen gün toplumların teknoloji bağımlılığının artması, kişilerin artık günlük yaşantılarındaki anları paylaşmasının yanı sıra ne yiyip içtiğine kadar etkiliyor. Gün içinde iştah kabartan yiyecek ve içeceklerin, tatlı ve abur cuburların sosyal medyadaki fotoğraf paylaşım oranları diğer paylaşımlara göre oldukça yüksek bir paya sahip. Sosyal medyada yer alan abur cubur tüketimi ile ilgili fotoğraflar, kişi de açlık hissine yol açabiliyor. ' Vücudun verdiği bu açlık reaksiyonu beynin tatlı tüketmeniz konusunda sizi teşvik etmesine sebep olur. Bu bilincin farkında olan Dünya'daki birçok yeme içme sektöründeki firmalar sosyal medyada etkili bir iletişim yaparak gün içinde paylaştıkları fotoğraflarla ve yaptıkları kampanyalarla kişileri daha çok abur cubura yöneltebiliyorlar.' diyen Uzman Diyetisyen İpek Ağaca, sosyal medya bağımlılarını düzensiz beslenme ve abur cubur tüketimine karşı şu şekilde önlem almaları gerektiğini belirtiyor:   İnternette geçirilen uzun zaman kişileri hareketsiz kılıyor ve kilo artışı meydana geliyor. Bulunduğumuz mevsim dolayısıyla gecelerin uzun olması, kişilerde fiziksel hareketin azalması ve tabii internette geçirilen zamanın artması; abur cubur tüketimini arttırır ve kişilerde kilo artışı gözlenir.   1- Abur Cubur tüketimlerinizde sağlıklı tercihler yapın Patates cipsi yerine 1 bardak kadar yağsız patlamış mısır tüketebilirsiniz. Yüksek kalori içeren kremalı bisküviler yerine kepekli ve az şekerli bisküviler...

Sigarayı Su İçerek Bırakın

Sigarayı Su İçerek Bırakın |  görsel 1
  Doç. Dr. Ali Nihat Annakkaya, sigaradaki zehirli maddelerin bazılarının idrar yoluyla atıldığını, bu yüzden sigarayı bırakmak isteyenlerin bol bol su içmelerini tavsiye etti. Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde görev yapan Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Nihat Annakkaya, Türkiye'de sigara kullanımı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.   Doç. Dr. Annakkaya, sigaranın ağız tadını yok ettiğini belirterek, 'Sigara dumanındaki pas, önce ağıza geldiği için, dilimizin tadı ile birlikte koku alma duyumuz gidiyor. Bu iki duyumuz gidince iştahımız azalıyor. Yediğimiz yemeklerden tat almamaya başlıyoruz. Sigara içenler daha az yemek yiyor. Çünkü sigara içenlerde ağız tadı daha az, sigara bağırsak hareketlerini hızlandırıyor ve vücuttaki suyu atıyor.   İdrar söktürücü özelliği nedeniyle sigara içen bir insanın vücudundaki su miktarı, içmeyen bir insandan daha azdır. Sigara içen bir insanın vücudundaki su miktarı eksik olduğu için, aldatıcı olarak asıl kilosunun bir-iki kilo altında gözüküyor. Kişinin sigarayı bıraktığında, kilo artışındaki temel sebep budur. Sigaradaki zehirli maddelerin bazıları idrar yoluyla atılıyor. Biz bu yüzden sigarayı bırakmak isteyenlere bol bol su içmelerini tavsiye ediyoruz' dedi.   Doç. Dr. Ali Nihat Annakkaya, 'Toplumumuzda en çok kullanılan, toplumu en çok etkileyen ve ulaşımı en kolay olan bağımlılık yapıcı madde sigaradır. Dolayısıyla bence Yeşilay deyince aklımıza ilk olarak alkol gelse de, toplumda daha serbest olan sigara daha tehlikelidir. Bunun en önemli nedeni, erişim kolaylığı olmasıdır. Günümüzde 5-6 yaşlarında bir çocuğun bile bakkala gittiğinde &...

Sigara Tiryakileri Köri Tüketsin!

Sigara Tiryakileri Köri Tüketsin! |  görsel 1
  Akciğer kanseri riskini artıran sigaranın yarattığı hasardan korunmak için, köri baharatını sofranızdan eksik etmeyin. Köri, toksinlerin vücuttan daha hızlı atılmasına yardımcı olur Çevresel zehirler, akciğer kanserine neden olur ve bazı insanlar da genetik olarak bu zehirlere karşı duyarlıdır. Kirli filtre taşıyan klimalı ortamlarda uzun süre bulunan kişilerde de akciğer kanserinin görülme oranı artıyor. Ancak doğru bir beslenme şekli ile akciğer kanserine yakalanma riski azaltılabilir. Aynı düzeyde olumsuz faktörlere maruz kalan iki kişiyi ele alalım. Kansere karşı koruyucu bir diyet uygulayan kişinin; her gün yüksek kalorili ama düşük besin değeri olan yiyecekler tüketen kişiye göre kansere yakalanma riski çok daha az olur. Japonlar arasında sigara kullanım oranı; Amerika Birleşik Devletleri'ne göre çok daha fazladır ancak Japonlar'da akciğer kanseri daha az görülür. Araştırmalar bu durumun; Japonlar'ın kansere karşı koruyucu bir beslenme şeklini tercih etmelerinden kaynaklandığını gösteriyor. Japonlar; soya, yeşil çay ve balığı bol tüketiyor. Süt ürünleri ve kırmızı eti ise çok daha az yiyorlar.    E VİTAMİNİNDEN ETKİLİ  Vücudu sigaranın neden olduğu hasardan korumanın bir yolu da köri tüketimini artırmaktan geçiyor. Körinin içindeki krosin maddesi; antioksidan görevi yapar ve vücudu toksinlerden arındırır. Sigara içtiğiniz veya pasif içiciliğe maruz kaldığınız zaman; kanser oluşturan bileşenler, vücuda girer ve sonra idrar ile atılır. Diyete köri baharatını eklemek; vücudun bu toksik bileşenleri daha etkili bir şekilde nötralize etmesine yardımcı olur. Bu madde; antioksidan özelliği olan E vitamininden 300 kat daha etkilidir. Balık tüketimi ile alınan Omega-3 yağ a...

Reçetesiz İlaca Sıkı Takip

Reçetesiz İlaca Sıkı Takip |  görsel 1
  Sağlık Bakanlığı, reçetesiz ilaç satışını önlemek için yeni bir plan hazırladı. Özellikle antidepresan ve antibiyotik satışında yaşanan sorunları gidermek amacıyla 'Reçete Bilgi Sistemi' geliştirildi.    Projeyi yürüten Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, sistem hayata geçtiğinde e-reçete aracılığıyla doktorun teşhisini ve yazdığı ilaçları takip edebilecek.    Zaman'ın haberine göre; il il analizler yapılarak gereksiz ilaç kullanımının olduğu yerlere müdahale edilecek. Hangi eczanenin ne kadar reçetesiz ilaç sattığı da sistem üzerinden görülecek.    Antidepresan satışının 17 yılda yüzde 160 artmasını dikkate alan kurum, aile hekimlerine yönelik eğitim programları düzenleyecek. 'Tanı ve Tedavi Kılavuzu' dağıtacak olan hekimler, yeni çıkan ve en güncel ilaçları bu kaynaktan öğrenecek.  

Obezite İle İlgili Korkutan Rakamlar

Obezite İle İlgili Korkutan Rakamlar |  görsel 1
  Türkiye İstatistik Kurumu’nun obezite ile ilgili olarak yapmış olduğu araştırmanın sonuçları korkuttu. Yapılan araştırmaya göre 31 Aralık 2012 tarihinde 75 milyon kişiye ulaşan Türkiye'de 15 yaş ve üstü nüfusun %16,9'u obeziteye yakalanırken, %33'ü fazla kilolu oldu. 15 yaş ve üstü nüfusun baz alındığı TUİK raporundan edinilen bilgilere göre; 8,5 milyon kişi obezite sorunuyla karşı karşıya kalırken 16,5 milyon kişi olması gerekenden fazla kilolu olarak gözüküyor.   İstatistiklere göre her 10 kişiden 1'i obezite hastalığına yakalanmış durumda. Belirtilen bu rakamlar toplandığında ise 25 milyon kişi aşırı kilolu ve obezite sorunuyla karşı karşıya kalmış durumda. Uzmanlar, özellikle son yıllarda artan fast food zincirleri ve çağımızın hastalığı stresin obeziteyi tetiklediğini söylüyor. ERKEKLERİN OBEZİTEYE YAKALANMA ORANI KADINLARDAN DAHA YÜKSEK Türkiye İstatistik Kurumu'nun raporunda bir diğer dikkat çeken nokta ise erkeklerin gerek kırsal gerekse de kentsel yerleşim yerlerinin ikisinde de kadınlara göre obeziteye yakalanma durumu daha yüksek olması. Kentlerde obeziteye yakalanan kişilerin %50,6'sını erkekler, %49,4'ünü kadınların oluşturduğu açıklandı.   Türkiye'de son yıllarda artan aşırı kilo ve obezite sorunuyla ilgili Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere birçok yetkili insanları spor yapmak istemeseler de en azından yürüyüş yapmaları konusunda uyarıyor. Yapılan uyarılarda her gün yapılacak en az 45 dakikalık yürüyüşün ve sağlıklı beslenmenin obezite ve aşırı kilonun önüne geçeceği ve meydana gelebilecek olası sağlık sorunlarının önüne geçeceği belirtiliyor.  ...

Metabolizmayı Uyandırma Vakti Geldi

Metabolizmayı Uyandırma Vakti Geldi |  görsel 1
  Havalar ısınıyor ve kış mevsiminin bir avantajı olan kalın giysiler kiloların saklanması konusunda yetersiz kalıyor. Şu günlerde metabolizmanızı kış uykusundan uyandırmanın zamanı geldi. Sağlıklı ve dengeli beslenerek metabolizma hızınızı artırabilir ve kış aylarında aldığınız kiloları vererek vücudunuzu zinde tutabilirsiniz. Central Hospital'dan Diyetisyen Deniz Şafak, hem fazla kiloların verilmesi hem de metabolizmanın kış uykusundan uyandırılması için dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı. İŞTE METABOLİZMANIZI KIŞ UYKUSUNDAN UYANDIRMANIN PÜF NOKTALARI   Az ama sık beslenin Az ve sık beslenmek, kan şekerini dengede tutar. Sık sık yendiği için metabolizma sürekli çalışır. Üç ana, üç ara öğün olmak üzere günde altı öğün yemek yenmeli. Ara öğün atıştırmalarının içeriği çok önemlidir. Bu seçimler çoğu zaman bisküvi, kek, pasta gibi hamur işleri olur. Fakat bunun yerine vitamin değeri yüksek, kalori değeri düşük yiyecekler tercih edilmelidir. Ara öğünlerde meyve, süt-yoğurt, kuru meyve-fındık, badem, ceviz gibi besinler tüketilmelidir. Bu besinler lifli oldukları için, tok tutarlar ve sindirim sistemini çalıştırırlar.   Düzenli su için Uyuyan metabolizmayı uyandırmanın en iyi yolu düzenli su içmektir. Herkesin günlük alması geren su miktarı kilosuna göre değişir. Kışın ter yoluyla su kaybedilmediği için, yaza göre daha az su tüketilebilir. Günlük ortalama 1,5-2 litre su yeterlidir. Çay, kahve gibi içecekler suyun yerini asla tutmaz. Kış aylarında ısınmak için bu içecekler daha çok tüketilir ancak aşırı tüketilirse kafein yüklenmesine sebep olabileceği unutulmamalıdır.    Lifli gıdalar...

Kullanılan İlaçlar Asla Yarıda Bırakılmamalı

Kullanılan İlaçlar Asla Yarıda Bırakılmamalı |  görsel 1
      Özel Meridien Hastanesi Eczane Mesul Müdürü Nursel Sürmelioğlu, hastalıkların ilaçla tedavisinde kişinin kendisini iyileşmiş hissetse dahi ilaç kullanımının, özellikle de antibiyotikte asla yarıda bırakılmaması uyarısında bulundu. Sürmelioğlu, yaptığı açıklamada, hekim tarafından doğru teşhisin konulmasının ardından ilaçlı veya ilaçsız, etkili ve güvenilir tedavinin tamamlanması gerektiğini ifade etti. Sürmelioğlu, ilaçla tedavi uygulanacaksa; uygun ilacın seçimi, her bir ilaç için uygun dozun ve uygulama süresinin belirlenmesi ile uygun reçetenin yazılması basamaklarının izlenmesi gerektiğini vurguladı. Sürmelioğlu, bu aşamada da onaylanmış, güncel tanı ve tedavi kılavuzlarının esas alınması gerektiğini belirtti. Sürmelioğlu, 'Hamilelik ve emzirme döneminde, çocuklarda, yaşlılarda, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalarda, ilaç alerjisi öyküsü olanlarda ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli olunmalı. İlaç kullanımı yarıda kesilmemeli, hekime danışmadan doz değişikliğine gidilmemeli. Kesilmiş veya açılmış ambalajlar satın alınmamalı" diye konuştu.   Sürmelioğlu, bugün dünyada yanlış, gereksiz, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımının, bir takım sorunları da beraberinde getirdiğini belirtti. Sürmelioğlu, bunlardan birinin de gereksiz ve yanlış tüketime bağlı sorunlar olduğunu söyledi. Nursel Sürmelioğlu, şunları kaydetti:   "Bu sorunların başında antibiyotiklere direnç gelişimi geliyor. Bir diğer boyutu ekonomik sorunlar. Yüksek ilaç harcamaları, sosyal güvenlik kurumlarına ağır bir yük getiriyor. Bu nedenlerden dolayı dünyada çeşitli çözüm yolları üretilmeye, geliştirilmeye &c...

Koyu Renkli Gözlükler Göze Zararlı

Koyu Renkli Gözlükler Göze Zararlı |  görsel 1
  Retina Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Birgi Sönmezer, koyu renk camlı güneş gözlüğü kullanmanın gözlere çok büyük zararı olduğunu söyledi.   Gözlüklerde kullanılan cam kalitesinin çok önemli olduğunu belirten Opr. Dr. Birgi Sönmezer, “Güneş ışınları içersinde çeşitli dalga boylarına sahip ışınlar var. Bunların bazıları göze ciddi zararlar vermekte. Bunların büyük kısmı atmosferde kaybolmakta ama dünyaya ulaşan bölümü de göze ciddi zararlar vermekte. Güneş gözlükleri de bu zararlı ışınların süzülmesinde gözün bunlardan korunmasında önemli protezlerdir. Dolayısıyla gözlüklerde kullanılan cam kalitesi çok önemli. Güneş gözlüğü demek, koyu renkli cam demek değil. Çünkü koyu renkli camların tek başına kullanılması bu zararlı ışınların süzülmesini sağlamıyor. Sadece parlaklığı ve aydınlığı engelliyor. Bu zararlı ışınların süzülmesi için camlara özel bir takım kaplamalar yapılıyor. Bu sayede süzülen ışınlar göze ulaşmıyor. Sadece retina tabakasına değil, gözün diğer bölümlerinde de bunların verdiği zararlardan bu şekilde korunmuş oluyoruz” dedi.   Koyu renkli camların kullanılması durumunda zararlı ışınların göze daha kolay ulaştığını ifade eden Sönmezer, “Çünkü koyu renkli camlar gözün kendi savunma mekanizmasını bu ışınlara karşı geliştirdiği bazı savunma mekanizmalarında ortadan kalkmasına neden oluyor. Dolayısıyla da göze verdikleri zarar çok daha fazla. Yani insan hiçbir şey takmasa sadece bu koyu renkli camlar yerine hiçbir şey kullanmasa gözün kendi savunma mekanizmaları daha etkili olacak. Koyu renkli camlar kullanılınca da bu sefer gözü...

Kahvenizi Sütlü İçin

Kahvenizi Sütlü İçin |  görsel 1
  Uzman Diyetisyen Işın Sayın, kahve tüketiminin insan sağlığı açısından bazı yararları olsa da aşırı tüketilmemesi gerektiğini söyledi.    Kahveden çok, kahveye konulan yan ürünlerin zarar verdiğini belirten Sayın, bu yan ürünlerden doğal olmayanların tamamen zararlı olduklarını kaydetti.   Kahve kremaları ve beyazlatıcılarda, sütle ''uzaktan yakından ilgisi olmayan'' katkı maddeleri bulunduğunu ileri süren Sayın, ''Süte yakın tadın yakalanmaya çalışıldığı ürünlerdir. Katkı maddelerinin alerji yaptığı, kansere yol açtığı, bağışıklık sistemi ve obeziteyle ilişkili gen dokusuna zararlı etkileri olduğu yönünde halen araştırmalar yapılıyor. Ayrıca, açlık-tokluk hissi veren hormonlarla teması üzerinde çalışılıyor'' diye konuştu.   Kahve tüketiminin kadınlar üzerinde daha çok zararlı olacağını öne süren Uzman Diyetisyen Sayın, ''Kahve, kandaki kalsiyumun idrarla atılmasına neden olduğundan devamlılığında, özellikle kadınlarda kemik erimesini hızlandırır. Bu nedenle, kahveyi, içerisinde kalsiyum bulunduran sütle içersek, bu dengeyi biraz da olsa korumuş oluruz'' dedi.    ...

Kağıt Tarih Oldu

Kağıt Tarih Oldu |  görsel 1
  E-Sevk Projesi’ bugün itibariyle bütün Türkiye’de hayata geçti Ankara, Çankırı, Samsun ve Sinop'ta pilot uygulamaya konulan ve başarılı sonuçlar alınan ‘e-Sevk Projesi’ bugün itibariyle bütün Türkiye’de hayata geçti.   Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından e-sevk uygulamasına ilişkin basın açıklaması yapıldı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, e-sevk sisteminin hastaların başka ildeki hastaneye sevk edilmesi ile ilgili işlemlerin elektronik ortama aktarılmasını amaçladığı belirtildi. İlk olarak Sinop, Samsun, Çankırı ve Ankara’da pilot uygulamaya konulan ve başarılı sonuçlar alınan e-Sevk Projesi’nin bugün itibariyle bütün Türkiye’de hayata geçtiği bildirildi.   PROJENİN UYGULANMASIYLA KAĞIT SEVK TARİH OLDU   Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ayda ortalama 83 bin olmak üzere yılda yaklaşık 1 milyon hasta sevkinin yapıldığı ifade edilerek, son 1 ay içinde 12 bin 57 kişinin sevkinin elektronik olarak yapıldığı vurgulandı. Hastane yazılımlarının tamamlanmasının ardından sevklerin yüzde 90’ının elektronik ortamdan yapılacağı belirtilerek şunlar kaydedildi:“Uygulamayla, yol ve gündelik ödemeleri daha kısa sürede yapılacak. Sevk belgesindeki hata ve eksiklikler nedeniyle hastaların mağdur olmasının önüne geçilecek ve usulsüzlükler engellenecektir.”     İHA    ...

İş Stresinden Meditasyonla Kurtulun!

İş Stresinden Meditasyonla Kurtulun! |  görsel 1
  Günümüzde iş hayatının stresinden arınmak imkansız hale geldi. ABD Chopra Center Üniversitesi eğitmenlerinden Ebru Şinik; stresi yönetmede en etkin aracın meditasyon olduğunu söylüyor ve şöyle şöyle devam ediyor: "Harvard Tıp Fakültesi ve Massachusetts General Hospital'a bağlı 'Zihin ve Beden Tıbbı Enstitüsü'nde yapılan araştırmalar gösteriyor ki; meditasyon, beyaz yakalıların vasıflarını geliştiriyor. Meditasyon sayesinde beyindeki nöronların birbirleri ile ilişkisi ve etkileşimi gelişiyor, kişilerin konsantrasyon yeteneği artıyor. Bunun dışında bu t  

İnsanın Şifresi Çözüldü

İnsanın Şifresi Çözüldü |  görsel 1
  Genetik anormalliklerin 5 ruhsal rahatsızlığın ortak nedeni olabileceği belirlendi. Amerikalı bilim adamları, ruhsal gelişim bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, zihinsel gerilik, bipolar bozukluk, ağır depresyon ve şizofreniden muzdarip 33 bin 332 kişinin, ''genetik mirasını'' inceledi. Hastaların gen haritası, bu hastalıklara yakalanmayan 27 bin 888 kişininkiyle karşılaştırıldı. Bilim adamları, 5 ruhsal rahatsızlığın ortak olarak, 2 ve 10. kromozomlar ile beyin hücrelerindeki kalsiyum oranını düzenlemede rol oynayan iki gendeki bozulmalardan kaynaklandığını gördü.   İngiliz ''The Lancet'' dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, sonuçların psikiyatrik hastalıkların daha iyi teşhis edilmesine ışık tutabileceğini vurguladı. 

Hapşırmak ve Öksürmek Bel Fıtığını Tetikliyor

Hapşırmak ve Öksürmek Bel Fıtığını Tetikliyor |  görsel 1
  Uzmanlar, günlük hayatta yaptığımız bazı hataların bel fıtığı oluşmasına yol açtığını belirtti. Doktorlara göre karın kasları ve bel kasları doğal bir korse görevi yükleniyor. Bu doğal korse hareketsizlik, şişmanlık, hamilelik sonrası gibi nedenlerle zayıflıyor. Bu tutucu gücün eksikliği omurgaya, omurların arasındaki yastığa gelebilecek ters güçleri önlemede başarısız kaldığında da omurlar arasındaki yastıklarda yırtılma ve fıtıklaşmaya neden oluyor.   Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakkı Kaya Aksoy, bu yırtılma ve fıtıklaşma için çok büyük bir güç gerekmediğini, hapşırma, öksürme, aksırma, ani dönüş, doğrulup ani yataktan kalkma, yatağa yatma sırasında bile bel ağrısı oluşabileceğini, omurlar arasındaki yastığın kılıfının yırtılmış olabileceğini belirtiyor. İnsan vücudunun hareket üzerine yaratıldığını, ancak bu hareketin de bilinçli ve dengeli yapılmasının önemine işaret eden Aksoy, günlük hayatta yaptığımız hatalarla bel fıtığı oluşmasına en sık yol açan 7 nedeni söyle sıraladı:   "Günlük hayattaki en sık hatalarımız oturmaya bağlı hatalardır. Modern çağda çoğu çalışanın çalışma masasındaki bilgisayar göz hizasında değildir. Ofis çalışanları bilgisayar ekranını daha rahat görebilmek amacıyla kaykılarak yada kamburlaşarak oturuyor. Oysa ofiste çalışırken sırtı yaslamak, bel boşluğuna yumuşak bir yastık koymak, her iki ayağın tabanı yere basacak şekilde oturuşun ayarlanması gerekiyor"   "Gece yatağa yatılacağı zaman kendini yatağa atmak, ani hareketler yapmak doğru değildir. Aynı şekilde yataktan kalkarken ani hareketlerle birden fırlamak yanlıştır. Bunun yerine yataktan kalkarken yan dönüp bacakları karına doğru kıvırıp, ayakları yataktan sarkıtıp, kol ya...

Gece Yoran Gündüz Dinlendiren Hastalık

Gece Yoran Gündüz Dinlendiren Hastalık |  görsel 1
  Burundaki eğrilik nedeniyle gece nefes alamayanlar; sabah halsiz kalkıyorlar. Gece çok yoruldukları için gündüz oksijen alma fırsatı bulup dinleniyorlar Kulak-burun-boğaz kliniklerine başvuran birçok hastanın şikayeti ortak: "Burnum tıkalı, nefes alamıyorum."    KALİTESİZ UYKU  Burun tıkanıklığı nedeniyle geceleri rahat uyku uyuyamadığından yakınanlara test yapıldığında; burun içinde eğrilik, burun etlerinde şişlik ve alerji kaynaklı değişiklikler saptanıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz şunları söylüyor: "Gece rahat nefes alamayan kişilerde yeteri kadar iyi oksijenlenme olamıyor. Kendilerini dinlendirecek kalitede bir uyku uyuyamıyorlar. Hepsi sabah yorgun kalkıyorlar. Gece yoruldukları için gündüz oksijen alma fırsatı bulup dinleniyorlar."    AMELİYAT SONRASI ÜÇ SAAT UYKU YETER Prof. Dr. Ferhan Öz, burun tıkanıklığı yüzünden rahat uyuyamayan kişilerde; unutkanlık, depresyon, odaklanma ve cinsel fonksiyon sorunlarının görüldüğünü belirtiyor. Öz "Burun ameliyatı olan kişiler, üç-dört saat uyusalar bile çok dinç kalktıklarını söylüyor" diye konuşuyor.    ...

Gece Yatak Islatma Genetik

Gece Yatak Islatma Genetik |  görsel 1
  Çocukluğunda gece yatağını ıslatan anne ve babaların çocuklarının da yüzde 77'sinin aynı sorunu yaşadığı belirtildi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Aytül Noyan, uyku sırasına farkına varmadan idrar yapma olarak tanımlanan; ‘gece altını ıslatma’nın, insanlık tarihinde kayıtları bulunan en eski sağlık sorunu ve çocukluk çağının en sık karşılaşılan idrar yolu problemi olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Noyan, bu durumun çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucu olduğunu, bu nedenle de ilerleyen yaşla birlikte sorunun görülme sıklığının da azalacağını belirtti.   3 yaşındaki çocukların yüzde 40’ının altını ıslattığı halde bu oranın, 5 yaşında yüzde 20’ye, 6 yaşında yüzde 10’a gerilediğine dikkat çeken Dr. Noyan, “Gece yatak ıslatma, erkeklerde kızlardan 1.5-2 kat fazla. Bunun kesin nedeni bilinmemekle beraber, tıpkı ergenlik çağına girmede görüldüğü gibi kızlarda gerek sinir sistemi gerekse kaslardaki olgunlaşmanın biraz daha erken olmasına bağlanabilir. Ergenlikte ise her iki cinsiyette görülme oranı eşitlenir” dedi.   Gece yatak ıslatmanın, yüzde 98’inin organik olmayan nedenlerle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Noyan, geriye kalan yüzde 2’sinin de işeme bozukluğu, idrar yolu iltihabı, idrar kanalındaki doğuştan bozukluklar, şeker hastalığı gibi önemli hastalıkların bulgusu olabileceğinin unutulmaması gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Noyan, idrar kesesi ve idrar tutmaya yarayan kasların kontrolünün, sinir sistemi tarafından yapıldığını da hatırlattı.   Gece idrar kontrolünün sağlanması, uyku sırasında idrar hissinin algılanması, gece üretilen idrar miktarının azalması, merkezi sinir sisteminin olgunlaşması ve kasların gelişmesi ile ilgili olduğunu belirten Dr. Noyan, &l...

Gebelik Zehirlenmesine Dikkat

Gebelik Zehirlenmesine Dikkat |  görsel 1
  Gebelik zehirlenmesinin, hamilelik döneminde görülen ve en korkulan durumlardan biri olduğu belirtildi. Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Hatice Gürsoy, halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen Preeklempsi hastalığının erken yaş gebelik ve ilk gebelik dönemlerinde sık görüldüğünü belirterek bu konuda kadınları dikkatli olmaları konusunda uyardı.   Gebelik zehirlenmesinin gebeliğin 20'nci haftasından sonra görülen yüksek tansiyon, idrarda protein atımı ve ödem ile başlayan bir rahatsızlık olduğunu belirten Dr. Gürsoy, şöyle konuştu: "Gebe kalmadan önce tansiyon hastası olanlar, daha önceki gebeliğinde tansiyon yüksekliği problemi olanlar, fazla kilolu olanlar, 20 yaşından küçük ve 40 yaşından büyük gebeler, diyabet ve böbrek hastalığı olan kişilerde daha çok görülür. Müdahale edilmezse kafa içi kanama, kriz geçirme ve ölüme kadar gidebilir. Annenin yaşamı yanında bebeğin yaşamını da etkileyip gelişme geriliği, anne karnında ölüme neden olabilmektedir. O yüzden gebeliği ne kadar fizyolojik bir olay olarak düşünsek de komplikasyonlar açısından ciddiye alınması gereken bir durumdur."   Her kadının hamile kalmadan önce ve sonrasında takip ve taramalarını yaptırmasının önemine değinen Dr. Gürsoy, şunları söyledi: "Gebelik zehirlenmesi hafif, orta ve ağır vaka olarak sınıflandırılabilir. Özellikle hamilelikte tansiyon takibi düzenli yapılmalıdır. Gebelik zehirlenmesinin önüne geçmek için etkili yöntem dengeli beslenme ve gebelik sürecinde düzenli olarak kontrollere gitmek ve doktorun önerilerine mutlaka uymaktır. Takip altında olunduğu sürece gebelik zehirlenmesi korkulacak bir durum de...

Gebelik Ayak Numarasını Değiştiriyor

Gebelik Ayak Numarasını Değiştiriyor |  görsel 1
  Gebeliğin, ayağın şeklini ve büyüklüğünü kalıcı olarak değiştirdiği belirlendi. ABD'deki Iowa Üniversitesi'nden bilimadamları, birçok kadının şüphelerini giderecek bir araştırmaya imza attı.   Neil Segal ve ekibinin yaptığı araştırma, gebelikte alınan kilolar nedeniyle ayak kemerinin düzleştiğini ve eklemlerin gevşediğini, ayak kemerinin yükseklik kaybının da kalıcı olduğunu ortaya koydu.   Birçok kadının gebelikten itibaren ayak numarasının değiştiğinden yakındığını ancak buna ilişkin araştırmaların bulunmadığını belirten Segal, bazı kadınların ayaklarını gebelikte ve 5 ay sonra ölçtüklerini ifade etti.   49 kadının katıldığı araştırmada, kadınların yüzde 60-70'inin ayaklarının doğumdan sonra daha büyük ve geniş hale geldiği belirlendi.   Gebelikte, ayak kemerinin yüksekliğinin düştüğünü ve esnekliğinin azaldığını belirten bilimadamları, özellikle ilk gebelikte bu durumun ayağın 2-10 milimetre büyümesine neden olduğunu vurguladı.   ''American Journal of Physical Medicine & Rehabilitation'' dergisinde yayımlanan araştırmada bilimadamları, gebelikte ayak büyüklüğündeki değişikliğin kadınların ayak, diz, kalça ve omurga ağrılarının erkeklere göre daha fazla olma nedenine de ışık tuttuğuna dikkati çekti.  ...

Erkekler Meme Kanserine Dikkat!

Erkekler Meme Kanserine Dikkat! |  görsel 1
  Adana Kanser Kontrol Birim Sorumlusu Dr. N. Ömür Kahraman, ailesinde meme kanseri olan erkeklerin de bu hastalığa yakalanabilceğini söyledi. Çukurova Genç İşadamları Derneği (Çukurova GİAD) Kadın Platformu, tarafında meme kanserinde erken teşhisin önemi konulu konferans düzenledi.    Çukurova GİAD Konferans Salonu'nda yapılan etkinlikte Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ve İI Kanser Kontrol Birim Sorumlusu Dr. N. Ömür Kahraman, "Kadınlarda Meme Kanserinde Erken Teşhisin Önemi" konulu sunum yaptı. Erken tanı konulduğunda meme kanserinin tamamen tedavi edilebildiğini bildiren Dr. Kahraman, kişinin kendi kendini nasıl muayene edebileceğini aktardı, katılımcıların hastalıkla ilgili sorularını cevaplandırdı.    Hastalığın risklerini aktaran ve kadınların belirli aralıklarla mutlaka muayene olmaları gerektiğine dikkat çeken Dr. Kahraman, ailesinde meme kanseri olan erkeklerin de bu hastalığa yakalanabileceklerini kaydetti. Kendi kendine muayenenin önemine değinen Dr. Kahraman, "Meme kanserinde kendi kendini muayene, doktor muayenesi ve yılda bir kez mamografi çektirmek hastalığın erken tanısında çok önemli. Özellikle 40 yaşın üzerindeki her kadın yılda bir kez mamografi çektirmelidir." dedi.   ...

Ergenlikte Kilo Almamak İçin 5 Yol

Ergenlikte Kilo Almamak İçin 5 Yol |  görsel 1
  Genç kızların hayali olan zayıf bir vücuda sahip olmak imkansız değil!Zayıf bir vücuda sahip olmak, genç kızların en büyük hayali. Ancak ergenlik döneminde metabolizmalarında yaşanan birtakım değişikliklerin kilo almalarına sebebiyet verebileceğini belirten uzmanlar, alınacak basit tedbirlerle bu kiloların kolay bir şekilde verildiğini söyledi.   İŞTE ERGENLİKTE KİLO ALMAMANIN 5 YOLU   Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rüştü Serter, hem kızlarda hem de erkeklerde ergenlik başlamadan önce genellikle vücut yağ oranında artışa bağlı kilo alma olduğuna dikkat çekti.    Genç kızların ergenlik döneminde kilo alma sebeplerini anlatan Serter şunları söyledi:   "Ergenlik döneminde kızlarda östrojen hormonu seviyesi yükseliyor. Bu da kadın vücut hatlarının şekillenmesini sağlarken, yağ depolanması sonucu kilo almalarına sebep oluyor. Kadın vücudu yağlanmaya her zaman daha yatkın. Vücutta değişen hormon dengelerinin etkisi ve artan iştahın da katkısıyla aşırı kilo almaya bir eğilim ortaya çıkıyor. Bu dönemde beslenmede yapılan hatalar da genç kızların kilo almasına sebep oluyor. Ergenlik döneminde duygusal dalgalanmalar da sık olarak yaşanıyor. Bunlar hiç yememeye yol açabileceği gibi aşırı yeme isteğine de sebep olabiliyor. Beslenmede yapılan bu tip hatalar genç kızların bu dönemde hızlı kilo almasıyla sonuçlanıyor. Ergenlik çağının sonunda kızlarda salgılanan kadınlık hormonu östrojen kemiklerdeki büyüme plaklarını kapatıyor. Ergenlik dönemi boy uzamasının durması ile sonlanıyor. Bu yüzden ergenliği geç yaşayanlarda, boy uzaması bir süre daha devam ediyor. Erken ergenlikte ise genetik olarak boy uzama şansı olsa bile kemikteki büyüme plaklarının...

Enfeksiyonun Nedeni Geniz Eti Olabilir!

Enfeksiyonun Nedeni Geniz Eti Olabilir! |  görsel 1
  Özellikle kış aylarında çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolları enfeksiyonları geniz etinden kaynaklanabiliyor.   Çocuklarda sık yaşanan enfeksiyonların çoğu zaman bademcik veya geniz etinden kaynaklandığını belirten KBB Uzmanı Op. Dr. Dilek Sınmaz; ''Geniz eti aslında herkeste var olan bademcikler gibi bir lenf dokusu üyesidir. Vücuda burun ve ağız yoluyla girecek zararlı mikroorganizmalara karşı koruyan sistemlerden biridir. Eğer bir çocuk sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa veya bademcikleri sık hastalanıyorsa geniz etinin büyümesi doğaldır, aynı zamanda genetik olarak çocukta görülebilir. Geniz eti, büyüdüğü zaman hava yolunu tıkar ve çocuk rahat nefes alamaz. Bu durum burun içi fizyolojisini ve mekanizmalarını bozar'' dedi.   YÜZ ŞEKLİNİ BİLE BOZABİLİYOR   Sınmaz, geniz eti büyümesinin çocuğu rahatsız etmesi dışında bazı hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek şunları kaydetti: ''Geniz eti büyüdüğü zaman çocuklarda horlama, ağızdan su gelmesi ve ağzı açık uyumaya neden olur. Horlama aynı büyüklerdeki gibidir. Ancak, geniz eti alındığı zaman horlama ortadan kalkar. Geniz eti ayrıca kulaklarda işitme kaybına neden olabilir. Fark edilmez ve tedavide geç kalınırsa çocuklarda yüz kemiklerinde gelişim bozukluklarına yol açar. Damak kemiği kubbeleşir, burun boşluğu daralır. Bu değişiklik çocuk hızlı bir değişim çağında olduğu için geri dönüşü olmadığı için ihmal edilmemesi gerekir. Geniz eti büyümesi olan çocuklar uykuda rahat nefes alamadıkları için aşırı kilo alma ya da sık enfeksiyon ve iştahsızlık sonucunda kilo verme görülebilir. Gece boyunca iyi nefes alamadıkları iç...

En Korkulan Alerjik Hastalık

En Korkulan Alerjik Hastalık |  görsel 1
  Aniden ortaya çıkan, vücudu etkileyen, kısa sürede ölümle sonuçlanabilen anafilaksinin, en korkulan alerjik hastalık olduğu bildirildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Orhan, 'alerjik şok' ismiyle de bilinen anafilaksinin, ölüm potansiyeli taşıyan alerjik bir reaksiyon olduğunu söyledi. Birçok alerjenin anafilaksiye neden olabileceğini belirten Orhan, ''Anafilaksi, etkenle karşılaştıktan sonra genelde ilk iki saat içinde karşımıza çıkan deride döküntüler, vücudun belli bölgelerinde şişmeler, nefes darlığı, hışıltı, boğazda sıkışma hissi, ötme sesi ve öksürükle, şoka hatta ölüme kadar giden alerjik bir reaksiyondur. Bazen belirtiler saniyeler içinde bile ortaya çıkabilir'' dedi.   Anafilaksi ile ilgili Türkiye'de birçok çalışma yapıldığını ifade eden Orhan, ''Bu çalışmalarda anafilaksinin çocuklarda görülme nedenlerine baktığımızda, besinler birinci sıradadır. İkinci sırada ise arı zehiri gelir. Üçüncü sırada da ilaçlar bulunuyor. Bunun dışında da birçok sebep anafilaksi nedenleri arasında sayılabilir. Bir kısım hastada da herhangi bir neden bulamayız ama reaksiyonun genel klinik görüntüsünden hastanın anafilaksi olduğunu söyleyebiliriz'' diye konuştu.   ''DAKİKALAR İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR'' Orhan, anafilaksinin dakikalar içinde ortaya çıkarak çok hızlı seyreden bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:   ''Hastalığın tedavi aşamasında bizim için saniyeler bile önemli. Biz mutlaka besin anafilaksisi, arı an...

En Fazla Göz Hastalıkları Karadeniz'de Görülüyor

En Fazla Göz Hastalıkları Karadenizde Görülüyor |  görsel 1
  Türkiye genelinde göz hastalıklarının en fazla Karadeniz Bölgesi'nde görüldüğü belirtildi. Trabzon Özel Imperial Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Can Kaya, en sık görülen nedenler arasında şeker hastalığı ve akraba evliliklerinin geldiğini belirterek, "Türkiye genelinde en fazla göz hastalıkları Karadeniz Bölgesi illerinde görülmektedir. Bunun da en önemli nedeni şeker hastalığı ve akraba evliliklerine bağlı oluşan göz hastalıklarıdır. Yine şeker hastalığı ve akraba evliliklerine bağlı olarak bölgemizde diabetik göz içi kanamaları ve körlükleri, glokom ve genetik olarak akraba evliliği ve çevresel olarak alerjik konjunktivitin yaygın olması nedeniyle 'Keratokonus' sık görülen hastalıklardandır" diye konuştu.   Gece araba kullananların polarize edilmiş ya da antirefle kaplamalı gece görüş gözlükleri mutlaka kullanmaları gerektiğini kaydeden Dr. Kaya, "Gece araba kullananlar yansıyan, kırılarak yandan göze giren ışıklar nedeniyle şiddetli kamaşma ve bulanık görme hissederler. Bu ışınları ortadan kaldırmak için polarize edilmiş ya da antirefle kaplamalı gece görüş gözlükleri mutlaka kullanılmalıdır. Loş ortamlarda çalışanlarda ise göz bebeği büyüyeceği için bulanık görme ve buna bağlı gözün sürekli uyum ihtiyacı ve rahatsız edici baş ağrıları ortaya çıkacaktır" dedi.   Hangi yaş grubunda olursa olsun herkesin mutlaka aydınlatması çok iyi olan bir ortamda çalışılması gerektiğini ifade eden Dr. Kaya, Doğu Karadeniz'de ilk uygulanan ameliyatlar hakkında bilgi verdi.   Dr.Kaya, "Crosslinking, Fakik İOL ameliyatları, Afak iris clove lensler, TPA kullanılarak makula altı kanama temizlemesi gibi ameliyatlar ilk ol...

Eklemlerinizi Ağrıtan 8 Neden

Eklemlerinizi Ağrıtan 8 Neden |  görsel 1
  Kadınlarda daha sık görülen eklem ağrıları hayatı kabusa çeviriyor. Bilinçsiz egzersizler ve aşırı protein tüketimi bu soruna neden oluyor Eklem ağrılarından hayatlarının herhangi bir döneminde yakınmayan yok gibidir. Ancak ağrıya neden olabilecek problemlerin romatizmal hastalıklara göre dağılımı farklılık gösterebiliyor. Örneğin; yumuşak doku romatizması toplumda yüzde 5 oranında görülürken, Romatoid Artrit 10 bin kişiden 30'unda ortaya çıkıyor. Aile Hastanesi Bahçelievler İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, eklem ağrılarını tetikleyen başlıca sekiz nedeni sıralıyor:  1- Soğuk hava  2- Proteinden zengin beslenme  3- Yanlış egzersiz  4- Ağır kaldırma.  5- Düşme  6- Kontrolsüz ve bilinçsiz ilaç seçimi.  7- Düzensiz beslenme bozukluğu.  8- Depresyon.    KADINLARDA FAZLA Eklem ağrıları; dokuz kadına karşılık bir erkekte görüldüğü için, eklem ağrılarında kadın hakimiyetinin varlığından söz edilebilir. Dr. Ahmet Uslu bu durumu şöyle açıklıyor: "Kadınlarda daha sık görülmesinin altında; fazla kilo, hareketsiz yaşam ve hormonların etkisi var."   ...

Dünyada Nadir Görülen 7 Binden Fazla Hastalık Var

Dünyada Nadir Görülen 7 Binden Fazla Hastalık Var |  görsel 1
  Dünyada nadir görülen 7 binden fazla farklı hastalıktan muzdarip 350 milyon kişi bulunuyor. Pfizer'in yazılı açıklamasına göre, şirket nadir hastalıklar alanda keşifler yapmak üzere, 2 yıl önce ''Nadir Hastalıklar Araştırma Birimi''ni kurdu. Pfizer Nadir Hastalıklar Ticari Biriminin Başı ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Andrew Callos, 6-8 bin farklı nadir hastalık olduğu bilgisini verirken, istatistiksel olarak 2 bin kişide 1'den az görülen hastalıkların nadir hastalık grubuna girdiğini kaydetti. Avrupa'da yaklaşık 30 milyon, dünyada 350 milyondan fazla kişinin nadir hastalıklardan etkilendiğine dikkati çeken Callos, nadir görülen hastalıkların yaklaşık yüzde 80'inin genetik yapıda olduğunu, hastaların yaklaşık yüzde 50'sinin doğumdan itibaren nadir hastalıklara yakalanmış çocuklar olduğunu anlattı.   Callos, söz konusu 6-8 bin hastalıktan ancak yüzde 5'ten azının onaylanmış bir tedavisi olduğunu belirterek, ''Nadir Hastalıklar Araştırma Birimi''nde şu ana kadar nadir kanserler ağırlıkta olmak üzere 22'den fazla tedavi geliştirdiklerini bildirdi.   Bir hekimin hayatı boyunca belki bir veya birkaç kez bir nadir hastalıkla karşılaştığını, bu nedenle bir nadir hastalıkta uzman olmanın mümkün olmadığını belirten Callos, ''Hekimler açısından nadir görülen hastalıklara teşhis koymak ve tedavi etmek çok zor. Bu durum, hasta açısından daha da zor. Yıllarca hastalıklarının nedenini anlayamayabiliyorlar. Hastalar kendini yalnız hissediyor çünkü başka hastalarla bağlantıları olmuyor'' ifadelerini kullandı. Callos, Pfizer'in özellikle 5 kategoriye odaklandığına değinerek, şu bilgileri paylaştı:   ''5 farklı kategoride çeşitli evrelerde pek çok teda...

Dondurma Bebekler

Dondurma Bebekler |  görsel 1
  Op. Dr. Süleyman Tosun; gebelik elde etme bakımından taze embriyo ile dondurulmuşu arasında hiçbir farkın olmadığını söylüyor. Sperm ve embriyo dondurma işlemi yaptıran ailelerin ikiz bebekleri arasında beş yıl bulunabiliyor Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun; azospermi (menide sperm azlığı) ve sperm dondurma işlemleri hakkında bilgi verdi:   Yönetmeliğe göre; kanser tanısı konan, radyoterapi veya kemoterapi tedavisi görecek erkekler ile meni örneğinde çok az sperm olan erkeklerde, spermler dondurulup saklanabilir. Sperm hücrelerinin dondurulmasında yavaş dondurma/ hızlı çözme yöntemleri tercih edilir.    UZUN SÜRE SAKLANABİLİR   Laboratuvar şartlarında sperm hücresi dondurma-çözme işlemleri; hem daha basittir, hem de çözme sonrası canlılık oranlarında ciddi bir kayıp gözlenmez. Dondurulmak üzere laboratuvara ulaşan sperm; yoğunluğuna göre birden fazla tüp içerisinde saklanabilir. Sağlık Bakanlığı; saklanma süresini beş yıl olarak belirlemiştir.   Tedavi amaçlı dondurulan sperm örneklerinde; kişi her yıl sperm örneğinin saklandığı merkeze bir dilekçe verirse, örnekler istenildiği kadar saklanabilir. -150 derecenin altında saklanan spermlerde; hücre bütünlüğü korunmaktadır. Dondurulan spermler; bulundukları çok düşük sıcaklıktaki ortam değiştirilmezse, teorik olarak çok uzun süreler saklanabilir.    YARARLI BİR YÖNTEM   Embriyo dondurma ve dondurulmuş embriyo transferi uygulamaları; doğru şekilde uygulandığında, hastanın gerek maddi, gerekse fizyolojik olarak son derece fayda görebileceği bir yaklaşımdır. Fakat ne yazık ki tüp bebek tedavisi gören her çiftte kal...

?